25 Eylül 2007 Salı

Duygu Aydın-Duygusal ve Aydın bir danışman

Aslında sevimli minik bir kız gibi olduğu için danışgirl desek daha uygun olur. Çoğunluk tarafından sevilen biridir. Tüm genç akademik personelde gördüğümüz tutum ve davranışlar Duygu hocamda da yok değil. Üniversiteye giden herkes bilir nasıl bir tutum ve davranıştan bahsettiğimi. Belki de böyle davranmak gerekli olabilir, bilemiyorum. Ama buna rağmen fakültedeki tüm akademik personel arasında biz öğrencilere en sıcak ve içten davranan kişi o aslında. Belkide öğrencilerle arasındaki yaş farkı fazla olmadığı için, doğal olarak böyle bir sonuç ortaya çıkıyordur. Fakat bazen girdiği bazı derslerde bizleri küçümser gibi bir yüz ifadesi seziyorum. Şöyle der gibi:
-ya hani siz anlamazsınız da ben anlatıyım...
-ya siz bilmezsiniz gerçide...
-sizin o minik beyinciklerinizin canı cehenneme... :)
Belkide sadece bana böyle geliyordur. Dediğim gibi samimi ve sevimli bir insan kendisi. Güleryüzlü. Belki de hocalardan görmeye alışkın olmadığım bir samimiyette olduğu için böyle oluyor. Lütfen bunları okuduktan sonra vazgeçme o güleryüzden Duygu hocam :) sizi seviyorum.
(-senin demenle mi vazgeçecem lan güleryüzümden..böyle bir yorum gelirse şaşırmam (:)

Bugün ders kaydımı yaptırmak için yanına gittiğimde her ne kadar perşembe günü kayıtların başlayacağını söylesede, ben o kadar yolu boşa gelmiş olmamak için ısrar ettim ve ders kaydımı yapmasını istedim. Kırmadı beni, teşekkürler. Bu dönemin seçmeli derslerinden biri olan, web tasarım dersini istedim ama alttan çok dersim olduğu gerekçesiyle veremeyeceğini söyledi. Biraz ısrar ettim ama olmaz dedi. Haklı, alttan bir ton dersim var. Kimse de alttan dersim olduğu için beni suçlayamaz. Bir dersi geçme hakkım olduğu gibi bırakma hakkımda vardır. Ama sorun şu ki, ilgimin olduğu ve %100 başarılı olacağımı düşündüğüm bir dersi alamıyorum. O zaman seçmeli ders koymanın ne anlamı var. Birde şu kadar sayıda seçmeli ders seçeceksin diye zorlarlar. Hadi ilgimi çeken ve kendimi geliştirmeme yardım edeceğini düşündüğüm bir ders yoksa o derslerin arasında.

-napalım arkadaş, bize ne, eşşek gibi seçeceksin!...

şu ana kadar seçmeli dersler arasından isteyerek ve severek seçtiğim hiçbir derste başarısız olmadım. Bu derslerde notlarım hiç 80 in altında olmamıştır. Ayrıca güle oynaya gitmişimdir bu derslere. Bu sistemi kınıyorum. Ezberci eğitimin olmadığı, uygulama ve geliştirmeye yönelik bir eğitim hayaliyle geldiğim bu üniversitede, daha birinci sınıfta büyük hayal kırıklığına uğradım. Türkçe-Tarih filan gibi yıllarca okuduğum ve başarılı olduğum dersleri tekrar görmek bezdirmiştir beni. Yada bir üniversite öğrencisine cümlenin öznesini-yüklemini bulduran bir hocayla aynı havayı solumak istememişimdir. Bunun gibi olaylarda tuz+biber. Benim gibi bir çok kişi de bunu yaşadı. Yaşamaya devam ediyor.Benim hiç suçum yok mu? var...Belki yeterince istekli değildim. Yeterince zorlamadım belki. Ama bu tarz olayların caydırıcılığıda oldukça fazla.

Blogumda bundan sonra fakülte ve üniversitedeki aksaklıkları ve güzel olaylarıda kendi üslubumca gözler önüne sercem. Diğer yazılarda devam etcek tabi. Eleştirilerim hiçbir zaman yıkıcı değil, daima yapıcı olacaktır. Hocalarımdan, beni fakülteden atma, yolda sıkıştırıp dövme, arkamdan köpek salma, eroine alıştırma, yatağıma böcek koyma, kulağıma kibrit sokma, okuldan uzaklaştırma gibi çok kötü ve rencide edici davranışlarda bulunmamaları dileğiyle...

2 yorum:

Betty Boop dedi ki...

kayıt danışmanı ne diyorsa doğrudur. yormayın danışmanlarınızı. kayıt danışmanlarınıza anlayış gösterin. çok yormayın. çok yormayın. çok yormayın. bu böyle biline. :)

stickman dedi ki...

aaa peki, bu kadar ısrarlı söylediğine göre vardır bi bildiğin, hem yormuyoruz ki zaten, seviyoruz biz hocamızı, canımız hocamız, yaşasın hocamız, web tasarım dersi senin köpeğin olsun ya :)