17 Aralık 2009 Perşembe

nooluyor?

fena hastayım. geçen gece hissetmiştim zaten. boğazım kaşınmaya başlamıştı. kesin hasta olacam dedim. hani derler ya ilerlemeden önlem alın diye. önlem filan almayın abicim. ilerleyecekse ilerliyo zaten. o gün antibiyotik içtim, geçen defa şu çok süper iyileştiren antibiyotikten. bi halta yaramadı. yine hasta oldum. o kadar portakal, mandalina filan yedim. onlarda bi halta yaramadı, bol bol çiş üretti. tuvalete gittim durdum. ahhhqqq, vucuduuuum. anaaamm. çok ağrıyıı. kaslarım yanıyor ya. biri oğsa şöyle vucudumu. kollarımı bacaklarımı filan. başımı oğsa. masaj yapsa sırtıma. ne iyi gelir. ağrıya dayanamadım süper bi ağrı kesici çaktım az önce. düşün bak, benim bile dayanamadığım bir ağrı yani düşün! burdan da sürekli ağrıya ve acıya karşı çok dayanıklı olduğum imajını vurguluyorum ha, ama dayanıklıyımdır hakkaten! nasıl? daha karizmatik durdum mu gözünüzde? vaaay bee adama bak abi, acıya ve ağrıya çok dayanıklıymış, helal olsun bea! dediniz mi? vay be adama bak ne biçimde ağrı çekmiş, son raddeye kadar da ağrı kesici içmemiş! helal olsun! biz olsak hemen içerdik ha... biz hiç acıya dayanıklı değiliz... canı çok tatlı pislikleriz biz! kahrolsun bize! dediniz mi? kesin dememişsinizdir ama boşverin aaa yastık uçtu havada. yastık bana geçmiş olsun dedi. bizim oda da iki tane yaşlı teyze var. bana süt almışlar. sonra atlı karıncaya bindiler. ama biletçi bunlara kızdı niye bindiniz koca kadınlar diye. sonra benim sütümü alıp içti. onlar gidince kaan kural ve murat kosova geldi. kaan abinin sağlık karnesi bizde kalmış. murat kosova bana kızdı, niye kaan'ın sağlık karnesini alıp duruyosun diye. bi tane tokat attı. ama hemen barış uygur geldi. dergiden yiğit özgür ve uğur gürsoy'u da getirmiş. yolda nihat doğan görmüş onları. o da gelmiş. bi daldılar murat kosovaya. böyle nası ama ağız burun. en çok nihat doğan ve yiğit özgür vurdu. kaan abi zor aldı ellerinden murat kosova'yı. ağzı yüzü kan içindeydi, kaan abi omzuna girdi götürdü. sonra yağmur yağmaya başladı odanın içinde. ben o yağmurun altında aaa hoşgeldiniz abi dedim barış uygur'a. keşke vurmasaydınız ya adama, hak etmiştim ben. sürekli kaan abinin sağlık karnesini çalıp duruyodum dedim. boşver boşver dedi barış abi. neyse abi hoşgeldiniz, bu haftaki sayıyı mı getirdiniz yoksa bana dedim. evet ama sen yetiştirememişsin yazını, o yüzden senin bölümü bu haftalık hidayet türkoğlu'na yazdırdık dedi. hemen aldım dergiyi baktım ama o da ne, dergi gazete boyutlarında. barış abi bu hafta niye böyle çıktı dergi dedim. her hafta böyle çıkıyo olum zaten, saçmalama dedi. hemen açtım hido'nun yazısını okudum. yok eski koçum stanvan gundy'i çok özledim. yok florida'nın havası bi başka, toronto bana dar geliyor, yapamayacam sanırım buralarda, yok dwayt howard bana hep etliekmek ısmarlardı, burda kimse bişey ısmarlamıyor filan. hep böyle şeyler. çok tırt yazmış. hemen aradım hidoyu olum naptın sen, köşemin içine etmişin dedim. ne var lan banane dedi. nası sinirlendim. nerdesin sen dedim? staddayım basket oynuyoz gelde birebirde bi beynine vereyim dedi bu bana. ulan dua et ki hastayım, yerimden kalkamıyom dedim. ama şimdi dergiden elemanları göndercem yanına, burnunu kırdırtcam senin dedim. nihat doğan'a da traş ettircem sakalların daha çok çıksın diye dedim. ne biçim ağladı hidayet. özür filan diledi.

8 yorum:

Dila Okatar dedi ki...

yazının sadece "fena hastayım" cümlesini okudum. vaktim olunca mutlaka okucam hepsini:)..bi geçmiş olsun diyip çıkıcam;)geçmiş olsun.

beenmaya dedi ki...

geçmiş olsun çok. acil şifalar dilerim...

*kelime jonglörü* dedi ki...

Geçmiş olsun:)

stickman dedi ki...

saolun kardeşler saolun, hidayetle tavla oynuyoruz şu an, yüzüne yüzüne hapşırıyom ona da geçsin diye. anaam. gözüme zar attı! aa gözüme düşeş geldi zar.

Lulu dedi ki...

Allah şifa versin Stickcim.Anneciğine söyle kekik,zencefil ve tarçını bir taşım kaynatıp ılınınca içine limon suyuyla bal karıştırsın.Bu karışımı içersen daha hızlı iyileşirsin.Ayrıca doktor teşhisi olmadan kafadan ilaç kullanmak vücudundaki dengeyi bozar.Antibiyotikler bakterilerin yolaçtığı hastalıklar içindir;gribe neden olan virüsleri öldüremezler.Neyse canım hastayken bile espri yapabilmen çok hoş:)İstanbul'a kar yağınca senin için de karlarda yuvarlanıp,kardan adam yapıcam.Çabuk iyileş de kartopu oynayalım.Hidayetle tavla oynamaktan daha zevkli olur;)

stickman dedi ki...

saolasın Lulu, gizemli Lulucuğum, bana çok iyi davranıyosun sen yauuf :) ehihiehe. söylediğin tarif güzele benziyor ama çok uzun. ben onu anneme sayana kadar ohoo, zor konuşuyom zaten boğazımın ağrısından. sen bi zahmet yapıp getiriversen bana :) antibiyotikte işte, bilmiyom ki ben bakteri falan filan. geçen defa hastalandığımda süper gelmişti ondan içiyom antibiyotiği. kar yağmış istanbulda. şimdi sen ne güzel tadını çıkarıyosundur karların. bu yazdıklarımda biraz hastalık halüsinasyonları aslında. görürken endişelendirici, anlatırken esprili oluyo. belki de hala halüsinasyon görüyorum. aaa kardan Lulu. kardan Lulu bana iyileştirici iksirinden yapmış, içirmeye geliyo. hemen iyileşicem ve kardan stickman olucam sanırım. sonra da gizemli Lulu'yla birlikte karlar üstünde maceradan maceraya koşucam. hidonun da canı cehenneme! tavlasınıda alsın gitsin.

*kelime jonglörü* dedi ki...

Biyotiğin nasıl,anti mi hala?

stickman dedi ki...

eh işte, ilk günlere göre hallice.