13 Mart 2010 Cumartesi

ben bu kış montla sıçamadım!

bu kışın başından beri bi mont almam gerekiyodu kendime. mont mu artık yoksa kaban mı. offf, bu kışın üşümekten korunmak için giydiğimiz şeye nasıl sesleneceğimi bilemiyorum. bi de ilkokulda gocuk diyen arkadaşlar vardı. gıcık olurdum. kabana gocuk diyen insanlar biraz ikinci sınıf vatandaştı benim gözümde. gocuk ne abi. gıcık der gibi. iğrenç bi söylenişi var. mont diyelim neyse.
gerçi bu sene kış ne ara geldi geçti anlamadımda. kar bile yağmadı hiç. hayatımda gördüğüm en sıcak kış mevsimiydi. offf konuya bi gelemedim. 6 sene önce aldığım montum giyilmez duruma geldiği için yeni bi mont almam gerekiyodu. hala da gerekiyo aslında. gerçi havalar ısındığı için bi bakıma da gerekmiyo. bu 6 sene önce aldığım mont çok dandik çıktı lan. ilk başta iyi gibiydi ama dandik çıktı işte. şu biraz uzun ve böyle kat kat şey olan montdandı. ya hani umut sarıkaya'nın montla sıç karikatüründeki montlardan. yani sıcak tutmasına tutuyodu ama aşırı sıcak tutuyodu. bi fırının içinde gibi hissediyodum kendimi. sırtımı çok sıcak yanan bi kalorifere yaslamış gibi hissediyodum. terletiyodu beni. soğuk havada terliyosun yani düşün ne pis bişey. bi de loft'dur, iyidir diye aldıydım ayıptır söylemesi. az da para vermediydim valla. ancak böyle aşırı, çok çok aşırı soğuk havalarda tam iyi oluyodu. ohh lan ne nefis montmuş bu diyodum. ama bu bahsettiğim havaya da iki-üç sefer anca denk geldim. neyse altı sene idare etti beni olsun. bi de bunun içinde kaz tüyü mü ne varmış. sonradan öğrendim. bilsem almazdım. (hayvan sevgisini vurgulamak) son zamanlarda bu mont artık iyice giyilmez duruma gelmişti. neden? çünkü afedersiniz ter kokuyodu lan pis pis. artık o içindeki kaz tüyümüdür ne haltsa nası oluyosa terimi içine emiyo herhalde, valla öyle iğrenç kokuyodu ki, anne dedim at şunu, giyilmez artık bu. insanlar beni dışlar bunu giyersem. anne tabi atar mı? anneler son raddeye kadar atmaz böyle şeyleri. du bi yıkayalım filan dedi. bu içindeki ufak kağıt gibi şeyde de, mümkün olduğunca yıkamayın, sabunlu suyla silip yatay bi şekilde kurutun diyo. ama bunun silinecek bi tarafı filan yok. sonra çamaşır makinesine atmaya karar verdik. size o küçük kağıt gibi şeyde yazanı söylüyorum aynen; çamaşır makinesinde yıkayacağınızda mont içindeki tüylerin homojenize dağılması için makinenin içine 3 adet tenis topu koyunuz. yok ebeyin amı!

nerden bulayım lan ben tenis topunu. rafael nadal'mıyım allahsızlar. hee dur maria sharapova bizim yan komşuydu ondan isteyim. hey allahım ya. hayır bi de sırf bu montu yıkamak için de gidip üç tane tenis topu alan varmıdır merak ediyorum. bi de tenis topundaki teknolojiye bak sen arkadaş. tüyleri homojenize dağıtıyo. tüyünüz filan allah muhafaza olurda homojenize dağılmazsa arkadaşlar ki ne çok pis bi durumdur tüylerin homojenize dağılmaması, yaşamayan bilemez zorluğunu, hemen gidip üç tane tenis topu alın. bakın nasılda homojenize dağılacak tüyleriniz. benden söylemesi. neyse işte biz yıkadık bu montu. tabi mont aynen tırt. üstelik ter kokusuda geçmemiş. mefta oldu yani mont. işte bu yüzden kışın başından beri bi mont alacam ben. iki defa başka bişey için dışardayken yol üstü denk geldiği için bi yerlere baktım ama hayatımda gördüğüm en kötü mont modellerini gördüm. onlar ne öyle ya, ne öyle. çok dandik. kimler alıyo anlamıyorum. hiçbirini beğenmedim. sonra netten baktım bi tane. iyi gibiydi ama tamda içime sinmedi. hah lan budur işte! diyemedim yani. sonra da neyse yarın, neyse yarın ayarlarım. off neyse yarın şeyaparım. yarın yarın yarın derkeen. geldik bu günlere :D havalar iyi gibi, insanlarda da bi yaz geldi lan muhabbeti var. mont filan almam ben şu saatten sonra :D artık seneye belki :D

3 yorum:

Larien dedi ki...

cidden yaz geliyo he.
bu seneyi de atlattın artık önümüzdeki yıl bulursun loftun gibi bi şey.maria shrapovaya selam.

I believe, i can fly dedi ki...

nası kış yapmadı lam. bildiğin kış yaşadık bu sene. ben son senelerde bu kadar kış yaşamadım sanki. yada yaşadımda kendimi bilmez bi halde olduğumdan hatırlamıyor da olabilirim gerçi.

neyse konum bu değil. benim de öyle bir montum vardı kaz tüyünden. zayıfımda ozamanlar böyle şişik şişik geziyodum etrafta. tabi ben gezerkende böyle bazen beyaz beyaz bişiler dolanıyodu etrafımda. tüy dökme mevsimim gelmiş gibi oluyodum. hapşurduğumda bile burnumdan tüyler çıkıyodu meğer kaz tüyleriymiş monttaki. sonra tabi aynen bi yıkanası geldi onların. annem de atmış makinaya. tenis topu koymaya gerek yok zaten. bi çıktılar içinde kendiliğinden üretmiş ztn o topları... sen o kamyon çarpsa beni koruyacak olan şişik mont gitmiş bildiğin naylon ince yağmurluk gibi bişi gelmiş. tek fark içinde kümeler halinde bişiler olması.kaz tüyü denilen şey çok nalet bişi ya.

stickman dedi ki...

bence önümüzdeki seneye de artık kış mevsimi tamamen yok olmuş olur Larien ve bende mont filan almam bundan sonraki hayatımda :p Maria aleyküm selam diyo, öpüyomuş.

penguş, vallaha bana uğramadı o kış. hani nerde kış, şöyle karların üstünde kütür kütür eze eze yürüyemedim bile. heuheuee mont olayı aynen valla aynen benimkide öyle oldu. top top o tüyler birikmiş semsert olmuş. şimdi ben bu durumda kaz hayvanlarının haline yanarım. düşün mesela sen bi kaz hayvanısın, uçuyosun filan böyle. bi yağmur yağıyo ki tenis toplarını da evde unutmuşsun. kaz hali tabi unutulabilir. bi ıslanıyosun o yağmurda, yanında üç tane tenis topu olmadığı için tabi tüylerin homojenize dağılmıyo. sap gibi kalıyosun böyle uçarken. ne fena :p