19 Mayıs 2008 Pazartesi

kaç zaman

kaç sabah olur kimbilir kaç mekanda. kaç gece sona erer bi sonraki gece gelene kadar. mekanlardaki sabitlikler şahittir olanlara. küçücük bi vida. kapının kolu hep ordadır. peteği olmayan kalorifer borusu. raflarda ki kitaplar. sırtımı yaslayıp başımı ellerimin arasına alıp çıldırmamaya çalıştığım tahta dolabın tahta kapağı. en çok da o soğuk duvarlar. sana bakarak ağladığım, boşluğuna ağladığım o duvar. elimi uzatınca çarpan o sert duvar. onun soğukluğu. üstüne döktüğüm gözyaşlarım. papatya yastığım. yatağım. yokluğuna sarıldığım yorganım. hepsi şahittir tüm olanlara. üzücü. sonsuza dek hareketsiz bi şekilde, her koşulda sabitlendikleri yerde kalmaya mahkumdur bunlar. neden takıyorum bu cansız varklıklara. nedir bu nesnelerle alıp veremediğim. onlar gibimiyim. çaresiz. dar alandaki hareketsizliğim sabitlendiği için mi. üzerlerinde duran kendi izlerim mi. kaç zaman kalıcam böyle çaresiz. yokluğunda sensiz. dayanılmaz yokluğun. kaç zaman ağlıcam yokluğunda. kaç zaman daha umudunla nefes alabilcem. kaç zaman daha gelmiceksin sen. kaç zaman daha ölüm.

Hiç yorum yok: