26 Şubat 2010 Cuma

üşenme! okula git!

benim için zorlu bir gece olacağı belliydi. çünkü yarın erken bi saatte ders vardı. bu ders başta üşengeçliğim yüzünden olmak üzere, hayattan bezmişliğim, yaşama isteksizliğim yüzünden içime dert olmuştu. bi gün öncesi akşamından beni huzursuz etmeye başlamıştı. kafamda bununla boğuşup duruyordum. olay iyice dramatik bi hal almıştı. hiç bu boyutlara gelebileceğini tahmin etmiyordum. yarın ki ders üzerinden hayatımın akışını kurgulamaya başlamıştım kafamda. gitsem nasıl bir hayatım olur? - gitmesem nasıl bir hayatım olur? ikisini de en ince ayrıntılarına kadar, en uç noktalarına kadar kafamda kurup, yarın erkenden kalkıp, dünyanın yolunu tepip, gidip gitmeme konusunda net bir fikir oluşturmaya çalışıyordum. bunu yaparken perdeyi açıp uzaklara bakıyordum. sokak lambalarına, yoldan geçen arabalara... ama orda gördüklerim sadece sokak lambaları ve arabalar değildi. çok çok ötesini, çok çok derinleri görebiliyordum. bütün bunlar gitmem konusunda beni ikna etmeye yetmiyordu. zaman akıyor, gece ilerliyor, eğer gideceksem yatma vakti çoktan geliyordu. yaklaşık yirmi defa karar değiştirdiğimi hatırlıyorum. bütün bu kaos sonunda kendime ve hayata hatta tüm insanlara belki de son bir şans vermem gerektiği fikri aniden ve büyük bir kesinlikle oluştu kafamda. hazır bunu yakalamışken daha fazla uzatmadan yatıp uyuyayım dedim. hemen saati 7:45'e kurup yattım yatağıma. uyudum. sonra sabah bi uyandım. lan galiba uyudum kaldım saat 11 filan oldu... dedim, keşke gitseydim!.. dedim, al işte gitmedimde noldu sanki?.. dedim. ama bütün bunları söylerken böyle içten içe, iyki uyuyup kalmışım diye seviniyom kendime çaktırmadan, inceden hoşuma gidiyo hani. ama hiç belli etmiyorum. bi şekilde suçu alarmın çalmamasına bağlayıp vicdanımı rahatlatıyorum yani. sonra saate bi baktım 7:40. yanına koyyum senin gibi saatin!.. dedim. böyle bi bünye varmı? saati kaça kursan 5 dk öncesinden uyanan bi bünye! he saati kurmasamda sabaha kadar uyuyamam. kurduğumda da asla o saatin çalma sesiyle uyanmam. böyle bir çıkmaz benimkisi. küfrederek indim yataktan. hayata lanet ede ede kalktım giyindim, gittim okula. hani sigara içiyo olsaydım, yakardım bi sigara... yoksa cigara mı demeliydim? evet cigara. çünkü böyle durumlarda sigara, cigara olur.

6 yorum:

Larien dedi ki...

kaderde gitmek varmış. ve ne güzel uyanabiliyosun işte değerini bil bak. :D

Beyrut Yıldırım dedi ki...

:D cigara olur..:) ya güldürürken düşündüren modern çağın nasreddin hodjası seni:)

Alarm felsefesi için twitrıma bak. :)

rahat yazar dedi ki...

Yazıların "uykusuz" dergisindeki yazılara benziyor. O dergiyi de sevdiğimden her yazını beğeniyorum.

cadı dedi ki...

bu yazıyı ben mi yazmıştım acaba?? yok yok sadece kendimi gördüm :) sonu farklı olurdu ben yazmış olsaydım herhalde sadece: "sonra saate bi baktım 7:40.iyi daha 5 dk var uyuyayım biraz daha.5 dk uyuduğunu zanneden bünyem 9.45te uyanır ve işte o zaman amaan biter zaten ders ben gidenceye kadar telkiniyle tekrar dalarım tatlı uykulara:)"

RaMa dedi ki...

Allahım her gece ve her sabah yaşadığım düşünce karmaşası haftanın 4 günü sabah erkenden dersi olan için tam bi işkence bu durum. Seni anlıyorum yani ((:

stickman dedi ki...

uyanıyorum uyanmasına da Larien. bence işin en kolay kısmı o. uyanmak. şu ışınlanma olayını bi yapsalardı. her sabah neşeyle uyanırdım ben. bi saniyede okuldasın. ohh miss.

güldürürken düşündürmenin yanı sıra aynı zamanda düşündürürkende burun karıştırtma, tırnak törpületme gibi başka şeyler yaptırma hizmetlerimiz de mevcuttur fatoş. Alarm felsefesine baktım da benim hayatım alarm felsefesiymiş yauv. erteleyebildiğin kadar ertele hemi. vay be.

teşekkür ederim rahat yazar :) bende severim uykusuzu. gerçi üşengeçliğimden kaç aydır gidip de alamıyorum. iyi oldu aslında hatırlattığın. özledim okumayı. bu hafta gidip alıyım. üşenmezsem tabi :D

ben hiç o "anne 5 dk daha ya" uykucularından olamadım be cadı. derhal kalkardım hep :) tabi o an "lan eve gelince deliler gibi uyuyacam" diye geçirirdim içimden. belki de o umutdu beni hayata bağlayan :p

ben haftada bir gittiğim halde yaşamıştım bunu RaMa. haftada 4 gün. offf. çok zor :) bi de hergün içinde böyle düşünülmez ki yauv. beyni yorulur insanın :)