1 Ağustos 2009 Cumartesi

içinde tatlandırıcı vardır

merhaba. aslında günlük hayatta bu kelimeyi pek kullanmam, çünkü bir şekilde hayatımda olan insanların çoğuna böyle seslenmem ortamda entellektüel bir hava yaratıyor ve onlar bunu sevmiyollar blog. üstelik aleyküm selam diyerek bana laf sokuyo denyolar. hem bu kelimeyi söylemeside zor. şimdi meraba desem daha kolay aslında, üstelik sempatik. ama merhaba derken o r ve h arasında bir nefes atmak lazımmış gibi. dimi. neyse. meraba. bana bişey oldu. ben acıkmıyom. pek acıkmıyom. üstelik hemencecikde doyuyom. bu iyi bişey bence.

hergün saniye sektirmeden müthiş bir düzenle yaşanan şeyler, örneğin telefonun çalması, ev halkının uyanması filan gibi... ben hadi olsun artık dedikçe olmuyor yav, nası iş bu. yarın sabah güneş doğsun hadi dicem doğsun. bakın güneş filan yok yarın size. görürsünüz. gerçi güneş doğmadan yarın nasıl olacak demi? o var bide. aslında saçmaladım. dünya dönsün demem gerekirdi. dönsün diyim ki dönmesin dünya. ve bu yüzdende güneş bize denk gelmesin. güneş doğmadı sanın siz. güneş olduğu yerde duruyo bilmem haberiniz varmı. bizim döndüğümüzü biliyosunuz demi. he o halde bu güneş doğması güneş batması saçmalığına filan bi son verin lütfen. hatta güneşin etrafında da dönmeyelim. yok lan dönelim. o zaman hep yaz olur. zaten yaz çok kötü geçiyo. çok sıkıcı. iletişim kuracak insan bulamıyorum. belkide bulmak istemiyorumdur. o yüzden şimdilik yörüngeye pek dokunmucam. rahat olun.

sabahın köründe stada giden tek insan bendim ama artık başkalarıda geliyo. zaten ben elimi nere atsam o popüler olur hemen. küçükken mahallede bi uçurtma uçurmaya başladım, tüm mahalleli, çoluğu çocuğu ebeveyni uçurtma uçurmaya başladı. beceremedi de çoğu. elektrik teli başına 4-5 uçurtma takıldığın günler yaşadık. neyse, başka örnek bulamadım buna. ne salağım. sen söyle insanlara elimi nere atsam popüler olur o diye, sonrada buna sadece bir örnek verebil. şu stada gelen tiplerden bahsediyim en iyisi. üç tane yaşlı ve bir tane genç adam geliyolar sabahları. üstelik arabayla gelerek karbon salınımı yapıyolar. ben ise bisikletle geliyorum ve doğaya verdiğim zarar bir kaç ossuruktan ibaret. ama geldiklerine bana günaydın dedikleri için onları affediyorum. bi de bunlar maç yapmadan önce zengin potasyum kaynağı olan muz yiyolar. ufak bi maç yapıp hemen gidiyolar. potasyumları çabuk bitiyo galiba. daha çok muz yeseler daha çok potasyumları olur ve süper maçlar yapabilirler ama yokki potasyumları.

akrabalar çokta fena sayılmayan insanlar. yani nede olsa kan bağı var aramızda. onun babasıyla benim dedem kardeşmiş mesela ve doğal olarak onun dedesiyle benim dedemin annesi sevişmişler bi ara. kan bağı dediğimiz olayda burdan geliyor. iyi filan gibi böyle şeyler ama "okulu naaptın?" diye niye soruyosun ki bana. sorma okulu naptın diye. sorma! yoksa sevmem sizi, uzaklaşırım, hatta kaçarım sizden. 22 senedir bunu soruyosunuz bana. "okulu naaptın?" biber gazı alıp yanımda taşımak istiyorum ve bunu soran akrabaların tam gözbebeklerine nişan alarak iki fıs sıkmak istiyorum. bunu hak ediyolar demi. ediyolar bence. okulu naapmışım mış mış. alla alla, napacam da :(

başlık kola şişesinde yazıyodu.
aşşaadaki şarkıda çalmıyo demi, olsun.

2 yorum:

Ayşegül dedi ki...

Anlaşılan çok dolusun bazı konularda =) Bazı şeylere "heee" deyip geçmek sanırım en iyisi - "okulu naaptın" sorusu gibi =)

stickman dedi ki...

hemde nasıl doluyum, hee diyim geçilmiyoda, uyduruyoz işte bişeyler. acı gerçekleri alıştıra alıştıra söyleyim diyorum.